Aşk insana kimi zamanda umut dolu şeyler yazdırabiliyor. Diğer yazılarımda da belirttiğim gibi, sağlıksız bir zihine sahiptir aşık kişi. Kimi zaman mutlu, kimi zaman mutsuz. Umut ile hayal kırıklıkları arasında kaybolur insan. İşte umudun doruklara ulaştığı bir anda kalemimden çıkmış bir kaç cümle aşağıda.
" Yorgunluk, bitkinlik çökmüştür üstüne. Ayakların pes etmiştir artık. Kalem tutamaz ellerin, açılmaya çekinir göz kapakların. Korkar gün ışığından. Alışmıştır karanlığa. İyi hissetmek gelmez içinden. Kap karanlıklardaki kayboluşunda bulmak istemezsin kendini. Fakat, bir kez dokunur kalbine gülümseyişi. Dikilir karşında en içten sıfatlarda. Bütün karanlıkların ulaşır aydınlığa. Huzur çöker üzerine bu kez. O kadar ısıtır ki içini o gülüş, bir yaz sabahı gözlerini günün ilk ışıklarına açmışcasına... "
Duygular arası yollarda kaybolmak istemiyorsan, hayal kırıklıkları ile dolu bir duygu dünyası istemiyorsan, önce kendini düşün. Önce kendi mutluluğun için yaşa. Mantıklı düşün, ve mutlu ol!
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Temmuz 2014 Cuma
Aşk insanlara neler yazdırıyor konulu yazımız
Bir kaç yazı öncesinde "Aşk"dan bahsetmiştik. İşte bahsettiğimiz duruma maruz kalan birisiyim. Ve bu durumun ruh halimdeki rüzgarları işte bu yazıya da sebep olmuş. Aşağıda, eski zamanlarda "aşk" denilen illete bulaşmamın ardından kağıda dökülen bir kaç cümleyi okuyacaksınız.
" Bunca karmaşanın arasında kalan hislerim, kaldıramıyor o muhteşem gözlerindeki birkaç sitemli bakışı. Değer veriyorum her sözüne. Anlam yüklüyorum her gülümseyişine. Bir o kadarda hayra yoramıyorum manasız bakışlarını. Bıkmıyorum sebep aramaktan. Bıkmıyorum neden böyle dedi, neden öyle baktı cümlelerini kurmaktan. Manasız bakma bana Zeynebim. Karşımdayken, gülümseyişlerini eksik etme sıfatından. En yakınındayken uzakmışsın gibi zaten. Bir de yorma beni, kovalatma gülümseyişlerini. Onları görebileceğim yerlerde tut hep. Kalmadı artık halim. Koşamam peşlerinden. Bitkin bedenim, yoğun hislerim pes etmiyor bir türlü. Vazgeçmiyor seni sevmekten. Güzel saçlarının arasından attığın her bakış, en derinime dokunuyor. Kurma bana öyle sitemli cümleler. Bakma bana öyle. Nerede o eşsiz gülümseyişin? Gizleme onu benden. İncitme canımı cümlelerinle. Biliyorum. Yine ben abartıyorum tüm bunları. Ama ne yapayım Zeynebim? Çok korkuyorum yokluğunda kaybolmaktan. Korkuyorum yarım kalan gidişine devam etmenden. Kokunu bir daha hissedememekten korkuyorum. Biraz haklıyım sanki. Tüm bu abartışlarımda mı gizli aşkım? Yoksa korkularım mı gizleniyor onların ardında? Bunu da hissetmek istediğin gibi gör Zeynebim. Seni betimleyecek kelimeler ararken, güzelliğinle karşılaşıyor hayallerim Ve manasız bir sırıtış kaplıyor yüzümü. Bunu kim anlatabilir ki diyorum içimden. Kimse benim gibi sevemez seni. Kimse benim gibi hissedemez bütünüyle her şeyini. Yok sayma bunu. Bilmemezlikten gelme. Sadece gül karşımda. Sesini duyayım, kokunu hissedeyim, güzelliğine her an yeniden şahit olayım. Bana yeter bunlar. Gelmesen de, tüm bunlarda görürüm ben gelişlerin en güzelini. Dur sen orada. Yarım kalan yolunda. Gitme daha fazla. Bak oradan derin derin. "
Evet dostlar. Yazıyı eskiden okur hüzünlenirdim. Ardından bir müzik açar kendime zarar vermenin tadına varırdım. Şimdi ise "mantık" çerçevesinde yaşıyorum ve çok mutluyum. Şarkılar bile artık daha mutlu. Aşka kapıldıysanız ve kurtulamıyorsanız, doktor desteği alın, bir kıza değilde bir ilaca bağımlı olmayı tercih edin ve mutlu olun!
Duygusal birisinden yine aşk saçmalıkları dinlediniz. Teşekkürler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)